Blog

31 Ekim 2022

Orta Yaş Dileması: Hayatın Sonluluğuyla Yüzleşme

Orta Yaş Dileması: Hayatın Sonluluğuyla Yüzleşme

Yeniden Kalibrasyon Süreci mi? Gerileme Eşiği mi?

Orta yaş dönemi, insan hayatının 40-65 yaşları arasındaki dönemi olarak belirleniyor (American Board of Family Practice, 1990). Bazı akademisyenler ise 40-65 spektrumunu +-10 sene genişletiyor (Lachman, 2001).

Orta yaş, insan hayatının en uzun dönemi, en fazla dönüm noktasının ve stres oluşturma potansiyeli yüksek, en fazla olayın meydana geldiği dönem. Orta yaş ile ilgili literatür, neredeyse hepimizin, orta yaş dönemlerinde bir travma yaşadığını söylüyor (Kail & Cavanaugh, 2004). Aile büyüklerinin, arkadaşların sağlık sorunlarıyla, ölümleriyle karşılaşılabiliyor, sağlık sıkıntıları çıkabiliyor, boşanılıyor, tekrar evleniliyor, çocuklar büyüyor, evden gidiyor, kariyer geçişleri oluyor, ek eğitimler alınıyor üstüne üstlük toplum da orta yaşın, stereotipik olarak, bir kriz, sıkılma ve çöküş dönemini işaret ettiğini algılatıyor (Berger, 2005). Orta yaş, krizler oluşturabilecek riskli bir dönem.

Orta yaş, sorgu mekanizmasını (Hayatımla ne yaptım? Henüz uzunca bir zamanım varken nasıl bir duygusal ve mesleki yaşamı istiyorum? Önceliklerim neler? Neleri uğraş edineceğim? Zamanını ve kaynaklarını nelere yatıracağım?) aktive ettiğinden kişinin, kendisine daha uygun bir yaşama intikal şansını da barındıran bir dönem. Hayatın ikinci ve son yarısına girildiğinin idraki, kişinin dünyayı kavrama modelini değiştirmeye, perspektifini genişletmeye başladığı bir dönem olabilir. Eylemlerini ince eleyip sık dokuyabilir, bedenine ve ruhuna iyi gelen seçimler yapıp uzun ve keyifli bir ömür sürebilir.

Maalesef şöyle de bir durum var: Bu geçiş kolay olmayabiliyor. Kişinin yeni kendiliğiyle ilgili kurguladığı yeni yaşam paradigması hemen olgunlaşmıyor. Velev ki olgunlaşsın, kişi yine de bildiği, ehil, becerikli ve yetkili olduğu alanların dışında var olmaya ve yeni olmaya çalışıyor. Velhasıl biraz karışık.

Ne yapmalı?

Çoğunlukla işe yarayan, kişinin, öncelikle kasıtlı bir niyetlilik ve motive olmuş bir faillik haliyle kendi yeni değer ve anlam sistemini netleştirmesidir. Akabinde ve de eşzamanlı olarak içsel gücünü, iradesini, sakinliğini korumalı, zihnini berraklaştırmalı, sabırsızlığını, kaygısını, dargınlıklarını, küskünlüklerini yatıştırması ve niyetleriyle eylemlerini buluşturabilmesidir. Ayrıca, bu sırada artık işlevsel olmayan ama bildiği “konforlu” konforsuzluk alanına dönüvermesi de kolaydır. Temkinli olmalıdır. Tam da burada kişinin yaşam oyununa, iradesiyle katılmasından ve eylemleriyle ne kast ettiğini sorgulamasından bahsederken aklıma kelebek metaforu geldi. Bu metaforda, tırtılın güzel bir kelebeğe dönüşeceği garantidir ama insanda yaşanılan yıllar, güzel bir yaşam formuna geçmeyi, bilgeliği garantilemez. Orta yaşla edinilen zamanın değerliliği ve gereksiz sıkıntı çekmenin saçmalığı algısıyla, kişi, psikoterapötik destekten faydalanabilir. Psikoterapi, arkadan nazikçe iter, kişinin geçmişe düşmesini engeller ve kişiye önünü görmesi için rehberlik eder.

Orta yaş potansiyel bir kriz dönemi. Krizin, kaosa dönüşüp hayatlarımızın pasaklı, bulanık, karmakarışık, darmadağınık, sisli bir kartopuna benzetebilmesi de istediğimiz hayata uyanmamız için bir alarm zili olması da bizlerin elinde. Neyse ki!

Ben, 40 yaş civarına gelen şehirli insan için üç durum netleştirdim: İlki, kriz yaşadığının farkında uyum ve değişim için istekli insan. İkincisi, kriz yaşadığının farkında ama korkan ve bildikleri eskide ısrarcı, kötümser, bildiği referanslara dayanmaya devam eden atıl insan. Üçüncüsü ise krizin farkında bile olmayan, dış baskı olsa da içsel bir baskı hissetmeyen insan. Bu üçüncü tip insan, yazımda yer bulmadı çünkü bende heyecan uyandırmıyor. Hayatları düz bir çizgi gibi.  Girme, çıkma, heyecan, başlama, bitme yok, pürüpak hayata girdiği kapıdan çıkıyor, saf ve sıkıcı. Durum psikolojik dayanıklılıktan da farklı bir durum. İlk iki tip insan ise re-formist olabilir. Hayatı yeniden şekillendirme potansiyelleri yüksek.

Bu yazının ana fikri, sürdürülebilirlik ve krizlerin fırsatlara dönüşmesi.

Uzun süre keyifle sürdürülebilir yaşamlar şekillendirmek için krizleri faydalara çevirmek. Açık ve aç-gözlü olmak…İyilikleri çoğaltmak adına.

 

Kaynaklar:

Berger, K. (2005). The developing person: Through the life span (6th ed.). New York: Worth Publishers.

Kail, R., & Cavanaugh, J. (2004). Human development: A life-span view (3rd ed.). Belmont, CA: Wadsworth, Thomson Learning.

 

 

Genel , ,

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Ece Tansu