Blog

23 Kasım 2022

“Kötü” Doğumlar

Annenin sevimli (!) bebeğine kavuşma deneyiminin travmaya ya da potansiyel bir depresyon tetikleyicisine dönmesinden bahsedeceğim.

Sıkıntı, bıkkınlık, şüphe, sinir, stres, bitmeyecek görünen bedensel acılar normal. Bir şey yapmak, meydana getirmek, kendimizi bile isteye de olsa içine koyduğumuz durumlar zaten efor harcamayı, strese dayanmayı, kaynaklarımızı o mecraya kanalize etmeyi dolayısıyla şüphelere düşmeyi gerektirmez mi? Gerektirdiğini düşünüyorum. Bir şeyi hakkını vererek yapmanın, çalışmayı gerektirdiğini düşünüyorum, çalışmanın da zaman zaman yıpratıcı olabileceğini. Mesleği edinmek de, çocuğu edinmek de, sağlığı korumak da -her ne kadar bu edinilenlerle yola devam etmeye emin olunsa da- “öfffffffffffff!” dedirtebiliyor. Mesleki bilgi güncel tutulmalı, beceri keskinleştirilmeli. Çocukla ilişkide de aynı. Dikkati canlı tutmalısın, dönüp kendi annenle olan meselelerine bakmalısın, verip verip “çocuktan bir şey beklememelisin”, “anneler karşılıksız sever” söylemleriyle boğuşmalısın. Tersinden de düşünmekten hoşlanıyorsan, kendi çocukluğuna da bakıyorsan, “Acaba karşılıksız seven çocuklar mı?” “Karşılıksız sevmek ne demek?” diye soruyorsan iyi yoldasın. Mesele edinmek, gam, sıkıntı, bunaltı normal de bu durumun hayata çöküp kalması anormal. “Anormal” demeyeyim de ziyan etmek diyeyim. Çözümü varken ömür neden böyle geçsin? Neden anne-çocuk bağı zedelensin? Neden bağ, ayak bağına dönüşsün? Sonra da bunun suçluluğuyla uğraşılsın?

Konumuza dönelim.

Bu yazıda doğum travması sonrası stres bozukluğuna, postpartum depressiona, postpartum psikoza, baby bluesa değineceğim. “Kötü” doğumlara değineceğim.

Çalışmaların gösterdiği her üç kadından birinin doğum yapmayı travmatik olarak deneyimlediği ama bu 1/3 oranından çok daha düşük olarak, doğum yapan her yüz kadından 10’unda doğum travması sonrası stres bozukluğu (Ayers, 2004; Ayers et. al., 2008); yüzde 13’ünde de postpartum depresyon geliştiği (Bailham & Joseph, 2003).

Doğum travması, mutlaka acil c-section ya da uterine inversion gibi fiziksel bir aksilikten kaynaklanmıyor. Diğer bir deyişle, mutlaka fiziksel bir aksilik gerektirmiyor. Kaldı ki travmanın tanımı üzerinde anlaşılsa da travmatik olayların travmatik olarak deneyimlenmesi sübjektif. Her felaket yaşayan da travma / felaket sonrası stres bozukluğu geliştirmiyor. Bazı araştırmalar, zor doğum şekli ve şartları ile travmatik doğum deneyimi arasında net bir bağ kurmuyor (Beck, 2004; Fones, 1996); bazıları ise acil prosedür olarak uygulanan sezaryanlerin travmatik deneyimlendiğini ve sonrasında stres bozukluğu yaratabileceğini söylüyor (Chamberlain, 1993).

Birçok durumda travmatik deneyimin nedeni psikolojiktir. Her şey beklenildiği gibi gitse bile doğum yapmak fiziksel olarak çok yorucu ve kadın çok kırılgandır.

Bedendeki basınç, birçok kasın kasılması…Sonrasındaki vajinadaki sızı, ağrı, kanama, abdominal ağrı, dalgalanan hormon seviyeleri anneleri daha duygusal, duygu durumlarını da daha karmaşık yapmakta. Her kadının bedeni farklı olsa da bedenin kendini toparlaması aşağı yukarı 6-8 hafta gerektirmekte. Doğumdan hemen sonra eğer ağrı azaltıcı ilaçlar verildiyse, episiotomy gerektiyse hatta sadece korkudan bile kabızlık yaşanabiliyor. Hemen kilo verilemiyor, vücut su tutmaya devam ediyor, abdominal ağrılar oluyor, hemorrhoids bir ihtimalolarak duruyor, estrojen seviyesinin yükselmesiyle yerine gelmek üzere saçlar dökülüyor, emziriliyorsa acıyor. Annenin ruh durumu, yaşadığı bu fiziksel zorlukların ve hayat minvalinin bir kombinasyonu olarak baby bluesdan doğum sonrası depresyona ya da doğum sonrası stres bozukluğuna dönüşebiliyor.

Doğum sonrasındaki birkaç hafta baby blues olabiliyor, geçiyor ama doğum sonrası depresyonda durum farklı. Doğum sonrası depresyon, birkaç haftayı aşan değersizlik, yalnızlık, kaygı, huzursuzluk, üzgünlük hisleri, konsantre olmakta zorluk, bebeğe, hayata ilginin, bağın azalması, uykuya dalmakta, uykuyu sürdürmekte zorluk ya da çok uyuma, kiloda açıklanamayan değişiklikler ile karakterize oluyor.  Bazı kadınlar doğumdan hemen sonra bazıları ise haftalar sonra depresif duygu durum yaşayabiliyor. Doğumdan altı ay sonraya kadar olan bu belirtiler doğum sonrası depresyon olasılığını akla getiriyor.

Postpartum psikoz tablosuyla karşılaşma olasılığı ise seyrek. Yukarıdaki semptomlara ilave olarak kendine ve bebeğe zarar verme düşünceleri var. Ciddi bir hastalık.

Postpartum depresyon riskini arttıran unsurlar için geçmişte yaşanmış bir postpartum depresyon, hamileliğe bağlı olmayan depresif bir dönemden geçiyor olmak, PMS, zor bir evlilik ya da birliktelik, arkadaşlardan, aileden yetersiz destek almak sayılabilir.  Dediğim gibi annenin geçmişinde depresyon ya da postpartum depresyon varsa hazırlıklı olmak, erkenden tespit ve müdahale etmek gerek.  Anne profesyonel destek almalı, mümkünse bebeğin bakımını biraz delege edebilmeli ve bebek öncesi keyif aldığı işlere dalmalı.

Doğum travması sonrası stres bozukluğu ise ilk olarak 1978 yılında Bydlowski ve Raoul-Duval tarafından tanımlanmış.

Travma sonrası stres bozukluğunu (TSSB) karakterize eden üç durum var: kişi travmatik olayı sürekli yeniden yaşıyormuş gibi oluyor (intrusive re-experiencing), travmayı hatırlatan kişi ve yerlerden kaçınıyor (avoidance/numbing), karşılaşma durumunda ise aşırı reaksiyon gösteriyor (over-reacting). Doğum travması sonrası stres bozukluğunda, travmatik olay haliyle bebek ve doğumla ilgili. Bebek annenin hayatına bomba gibi düşüyor.

Sıklıkla tanısal çakışma nedeniyle postpartum stres bozukluğu ile postpartum depression karışıyor. Birçok vakada da postpartum depresyon ve doğum travması sonrası stres bozukluğu birarada (Ballard et. al., 1995). Biraradalar ama farklı tedaviler gerektiriyorlar. İşler kolayca karmakarışık hale gelebiliyor, derinleşebiliyor, yayılabiliyor. Neye, hangi sırayla başlanmalı sorusuna cevap uzmanlık gerektiriyor. Tespit etmek açısından en kolayı, ciddi düzeydeki postpartum depresyon. Yeni doğum yapmış kadınlar arasında en yaygın olan ise psikotik olmayan postpartum depresyon (Bailham & Joseph, 2003).

Kadının çekebileceği her türlü psikolojik sıkıntının erken tespiti ve terapisi anne-çocuk bağının salimliği açısından elzem (Schwab, Marth & Bergant, 2011). Bunu akademik makaleleri referans vererek söylemeye gerek yok da psikolog ve jinekoloğun disiplinler-arası iş birliği açısından daha sıkı fıkı olabileceğine dikkat çekebilirim. Konu insan olunca, konu her şey olunca birçok bakış açısının etkisini, etkileşimini hesaba katmak gerek. İşi yaparken bunları kullanmak, göz önüne almak gerek. Yoksa işler gerektiği gibi yapılmıyor, mesuliyet alınmıyor, iş fast-food, fast-kahve, table d’hote, fiks menü gibi oluyor, istenen mikro-değişiklikler bile standart doğum hizmeti sunan doktorların da standart kahve sunan baristaların kafasını karıştırıyor…Velhasıl annelerin zihin haritaları, anneliğin keyifli için önemli. Anne huzursuzsa, psikopatolojisi varsa bebek 1-0 yenik başlıyor.

 

Kaynaklar:

Ayers S. Delivery as a traumatic event: prevalence, risk factors, and treatment for postnatal posttraumatic stress disorder. Clin Obstet Gynecol 2004; 47: 552–567

Ayers S, Joseph S, McKenzie-McHarg K et al. Post-traumatic stress disorder following childbirth: current issues and recommendations for future research. J Psychosom Obstet Gynaecol 2008; 29: 240–250

Ballard CG, Stanley AK, Brockington IF. Post-traumatic stress disorder (PTSD) after childbirth. Br J Psychiatry 1995; 166: 525–5

Bailham D, Joseph S. Post-traumatic stress following childbirth: a review of the emerging literature and directions for research and practice. Psychol Health Med 2003; 8: 159–168

Beck CT. Post-traumatic stress disorder due to childbirth: the aftermath. Nurs Res 2004; 53: 216–224

Bydlowski M, Raoul-Duval A. Un avatar psychique méconnu de la puer- péralité: la névrose traumatique post-obstétricale. Perspect Psychiatr 978; 4: 321–328

Chamberlain G. What is the correct caesarean rate? Br J Obstet Gynae- col 1993; 100: 403–404

Fones C. Posttraumatic stress disorder occuring after painful childbirth. J Nerv Ment Dis 1996; 184: 195–196

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Genel

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Ece Tansu