
Bireysel ya da kişiye özel psikoterapi; kişiselleştirilmiş, kişiye göre dizayn edilmiş psikoterapi… O kişi için biçilmiş psikoterapi kaftanının ne demek olduğunu ve bu kaftanın nasıl daha da kişiye huzur veren renklerde, boyutta, süste, sadelikte, ihtişamda, kalınlıkta, incelikte olabileceğini; tam da doğru yer ve zamanda, kişi tam da hayatını tecrübe ederken, kendi hayat sahnesinde tam da o kaftanı giymek ya da tam da tecrübe ettiklerini paylaşmak, algılamak, berraklaştırmak, yumuşatmak istediğinde kendi psikoterapi kaftanının hazır olmasının nasıl olabileceği bir süredir merak, okuma, yazma, çizme, uygulama çerçevemde…
Çerçevemde olmasının iki nedeni var: İlki, danışanlarımın sıklıkla bana “keşke orada olsaydınız”, “buna tanık olmalıydınız”, “keşke seansımız o güne denk gelseydi” diyerek, daha özelleştirilmiş bir psikoterapi uygulamasını arzu ettiklerini belirtmeleri. İkincisi ise yurt dışında psikoterapi ile ilgili teorik ve pratik çalışmalarda modern zamanlarda, özellikle yoğun çalışan, sık seyahat eden, ya da çeşitli kişisel ve sosyal şartlardan ötürü haftanın aynı günü ve saati seansların gerçekleştiği geleneksel, tipik ofis psikoterapi uygulamalarını sürdüremeyecek kişilerin hayli fazla olduğunun seslendirilmeye başlanması. İleri sürülen ofisteki klasik psikoterapi görüşmelerinin, danışanların hep belirtmiş oldukları ihtiyaçlarına riayet edecek şekilde gelişmesinin lüzumluluğu, her danışanın psişik, sosyal, davranışsal denklemlerinin farklılığı, örneğin her danışanın depresyonunun kendine özgü olduğu, majör depresif bozukluk tanısı 9 kriterden 5’ini karşılamayı gerektiriyorsa, depresyondaki iki danışanın semptom kombinasyonlarının heterojen olduğu ve tedaviye dair farklı bilgiler ilettiği dolayısıyla tedaviyi daha da kişiselleştirmenin potansiyel faydaları.
Durup bir düşününce; danışanları ve yurt dışında bu şekilde psikoterapi uygulamaya başlayan meslektaşlarımı dinleyince, nispeten yoğun psikoterapiyle danışanların psikotropik ilaçlara daha az ihtiyaç duymaları, ofislerinde, evlerinde, bunaltı, yas, travmatik olaylar sonrasında, hukuki süreçlerinde, yaklaşan boşanma, mahkeme ya da düğün dönemlerinde, ölüm, doğum, evlat edinme, kısırlık tedavilerinde, çok önemli sonuçları olabilecek iş projeleri, toplantıları, sunumları sırasında, tarihi yaklaşan ameliyatları, tıbbi testleri, estetik cerrahi operasyonları sürecinde, kısaca hayatlarının geçiş dönemlerinde ya da psikolojik tedaviye ihtiyaç duyduklarında, o sırada ve orada psikolojik desteğin ve tedavinin hazır olmasının, her seferinde seans odasında görüşmekten daha kısa sürede etkili olabildiğine dair beyanlar anlam kazanıyor.
Bunun yanında, toplumda kaygı, depresyon ve travma sonrası stres bozukluğunun yaygınlığını ve -bu sıkıntıların derecelerine göre- kişilerin zihinlerinin arka planında bu sıkıntılarla sessizce, kendi başlarına uğraşırken kendi alanlarında yüksek tesir ve etkinlik gösterebildiklerini de görüyoruz. Yine durup düşününce; bu kişilerin de arka planda dönüp duran kaygı ya da depresyonla uğraşmaya efor harcamak istemediklerini ama her hafta, haftanın aynı günü ve saati, 45 dakika ile sınırlı olacak seanslar için terapistin ofisine gitmeyi tercih etmediklerini ifade ederek daha esnek seanslar -seansın yeri, zamanı, süresi- talep etmeleri de anlam kazanıyor.
Burada ofisteki seansların psikoterapi çalışmasından tamamen kaldırılabileceğini söylemiyorum aksine, danışanla danışanın hayatının içinde buluştuktan sonra belli aralıklarla ofiste düzenlenecek seanslara çekilmenin daha ileri zıplamak için hamletmeye alan olacağını düşünüyorum ve ofisimdeki buluşmaların yerini ve önemini kendi psikoterapi çalışmalarımda, tedavilerimde koruyorum.
Sağlık uygulamalarına baktığımızda psikoloji, insanın hem kronik hem akut sıkıntılarıyla hemhal olmasından ötürü özel bir alandır. Kronik dedim çünkü çalışma alanımız kişinin hayatı boyunca olagelmiş, kendisinin bile hayat olduğunu zannettiği sıkıntılı, kronik şartlar, otomatik davranış ve düşünceler. Akut dedim; çünkü çalışma alanımız klasik sağlık sistemlerindeki kalp krizi, kırılan kemik gibi olağandan farklı gelişen sarsıcı durumlar. Burada bir kez daha durup düşününce gözlerin önünde netleşen, psikolojik müdahale ve desteğin, gerektiğinde olan bitene mesafesinin kısalmasının, diğer bir deyişle; danışanımın talebi ve benim mesleki değerlendirmem sonucunda psikolojik desteği ofis sınırlarından özgürleştirmemizin hedefimize nişan alabilmemizi kolaylaştırabileceği Hedeften kastım ise, mesele edilenlerin iz yapmaması, hayatın zenginleştirilmesi ve daha iyisiyle yer değiştirmesi, istenen değişikliklerin hızlıca pratik edilmeye başlanması, daha ciddi fiziksel ve psikolojik sıkıntılar için risk taşıyabilecek unsurların hayattan ayıklanması. Risklerin ayıklanması hedefi ise psikolojik desteğin koruyucu tıpla olan ortaklığı.
İngilizce concierge psychotherapy olarak adlandırılan psikoterapinin tarif ettiğim bu revize edilmiş, yenilenmiş, rafine, sofistike, avangart uygulamasına Türkçe ne diyebilirim? Butik psikoterapi diyorum! Butik işlerin bana daha niş, ufak, odaklanmış, konsantre, özel olarak dizayn ve tahsis edilmiş, küçük ölçekli, tipik, ortalama olmayan, el yapımı, sanatsal işleri çağrıştırmasından ötürü…
