İyi Olmak…Duygusal İyi Oluş
İyi olmaktan bahsedince aklımıza ilk gelen, sanıyorum duygusal açıdan iyi olmak. Oysa Amerikan Ulusal İyi Oluş (Wellness) Enstitüsü’nün kurucularından Dr. Bill Hettler, 1970’lerin sonlarında iyi olmanın yedi iştirakçisinden bahsetmiş. Aşağıda değineceğim yedi boyut, birbirleriyle bağlantılı olarak holistik bir mefhumla, kişinin sağlıklı, dengeli, genelde memnun bir hayat yaşamasına katkıda bulunuyor.
Fiziksel iyilik, iyi olmanın ilk boyutu… Sağlığı korumak ya da sağlığa ulaşmak için sağlıklı seçimleri alışkanlık haline getirmek.
Düşünsel iyilik, bana göre sırtını meraka ve öğrenmeye yaslamakla geliyor; bir şeylerin dikkatimizi çekmesiyle, onları alıp kenarda bir yerde ayırmakla, seyahat ile geliyor. Hiç bilmediğin bir şehirde gözlerini açmakla, insanların gündelik akışlarını algılamaya çalışmakla, ilham görüp gördüğünde de hemen almakla geliyor.
Manevi iyi oluşa geldik. Sizce ne demek manevi iyi oluş? Yolu nedir?
Fikrimce manevi iyi olma hali, menzili olan, arzularını ıskalamayan, benliğinin işaret ettiği yöne uzanan insanın hali. Önce kendine karışan sonra da başkalarına karışabilen, kendi yerini bırakıp başkalarının yerine geçip kendi yerine dönebilen ve kendine döndüğünde de kendini tekrar tanıyabilen insanın hali. Sanki manevi iyi oluşun tanımı, hak etmediğini bilmenin yanında ne hak ettiğini bilebilmek…
Yolu da benim için sabah çok erken saatlerde uyanık olmak, istikrarlı ilerleyen dualar, zikir, mantraların, yantraların, yoganın titreşimleri, doğada olmak, çok uzuuuun yüzmek, tırmanmak veee dans…DANS.
Çevresel iyi oluş… Dünyaya en az yükü bırakabilmek. Tersi, insanın burnunun direğini sızlatan bir konu. O zaman insanın doğduğu çevre onun kaderi mi? Bazıları 1-0 yenik mi başlıyor? Ya karşılarında dev sanayiler varsa? Değiştiremiyorlarsa ve ömürler bitiyorsa? Başka bir çevreye mi gidilmeli?
Biliyorsunuzdur, Japonya’da yerde bir çöp olmadığı gibi etrafta çöp tenekesi de yok. İnsanlar gün içindeki çöplerini çantalarında biriktirip eve götürüyorlar ve o çöplere uygun geri dönüşüm kutularına atıp sonra da geri dönüşüme gönderiyorlar. Her şehre ait “Gomi Rehberleri” var. Nelerin, ne zaman ve nerede geri dönüştürüleceğinin bilgisi var. Plastik atıklarının %77’sini dönüştürüyorlarmış.
Sıfır atık kavramıyla ilgili bilgim dahilinde olan da kavramın Kamikatsu’da, Japonya’nın küçük bir dağ köyünden çıkmış olduğu. Köy sakinleri Japon hükümetinden önce bu sorunu halletmeye odaklanmış, organik olmayan atıklarının %80’ini çöp alanlarına gitmeden dönüştürmeyi başarmışlar. Sonra da köy turistlerin dikkatini çekmeye başlamış. Peki kuyruğa girmek? Beraber yaşamada kuyruğa girmek gibi temel bir pratiğin önemi…Adalet?
Sosyal iyi oluş… Aile, seçilmiş aile, dostlar sosyal iyi olmayı sağlıyor ya da sağlamıyor. Yine iş kişinin kendisinde, kime itibar edeceğinin, kimlerle birlikteliğin şifalı olacağının ayırdına varmalı. Hayatı darlayan, hayata mani olan ortamlardan öğrenilecek öğrenilip olay işkenceye dönmeden oradan uzaklaşılmalı, ayrılmalı derim. Yanlış lokantalarda yemeye devam etmeye gerek yok.
Mesleki, işle ilgili iyi olmak…Kişinin kariyerinden ya da hayattaki diğer rollerinden, toplumdaki pozisyonundan, ebeveynlik rollerinden tatmin ve memnun olma halini işaret ediyor. Olan bitene katılmak, katkıda bulunmak, yardım etmek, yeni beceriler edinmek, olanları geliştirmek, buradan nereye gitmek istediğini düşünmek iyiye işaret.
Duygusal iyi oluş, duyguların nasıl anlamlandırıldığı, proses edildiği ve yönetildiğiyle ilgili. Rahat mıyım?
Başkalarına ve kendime karşı nazik miyim?
İstediğim bir hayatı tutturabiliyor muyum?
Hayatın bana fırlattığı durumlara uyum sağlayabiliyor muyum? Bazen sesimi yükseltmeyi bazen de sınır koymayı, kalbimi soğutmayı biliyor muyum? Stratejim işe yaramazsa davranışlarımı duruma intibak ettiriyor muyum?
Hayatla savaşıyor muyum yoksa hayatı davet mi ediyorum?
Gerçeklerden kaçma yollarım neler?
En taktir ettiğim yönüm ne? Şu anda kendimi desteklemek için ne yapabilirim? Yardım istemem gerekiyorsa kimi arayabilirim?
Bedenimin şu anda neye ihtiyacı var? Harekete mi? Dinlenmeye mi? Nefese mi? Temiz besinlere mi?
Dikkatimi neye vermek beni heyecanlandırıyor?
Dikkat alanımdan neleri uzaklaştırırsam alanım açılır?
Şu anda seksi ve güçlü hissetmek için ne yapabilirim?
En son ne zaman hareket için hareket ettim? Koştum, dans ettim, yoga yaptım, yüzdüm, spor salonuna gittim? Şimdi hareket etsem iyi hissettirir mi? Kaslarımdaki, tendonlarımdaki, eklemlerimdeki enerjiyi hareket ettirsem iyi gelir mi? Bazı hormon bezlerini uyaran hareketler yapsam?
Bu sorular içimizdeki duygusal gözlem ve kontrol kulemizin soruları olabilir. Bazı sorular fiziksel ve düşünsel iyi oluş alanının sorularıyla ortak. Hayat akarken bizi daha iyi yollara saptıracak ufak duraklar gibi…
